| Tarihçe |
|
|
|
|
İnternet sayfamızda yer almak üzere A Tıp Merkezinin hikayesini yazmam istendiğinde bu kadar zorlanacağımı düşünmemiştim. İnsanın kendisini anlatması kadar zor bir şey yok herhalde, ancak iyi bir girişimcinin temel özelliklerinden birisi de zor olanı başarması ve risk alabilmesidir. Size kısaca kendimi tanıtmak istiyorum, 22 Haziran 1967 yılında Zonguldak’ta doğdum, İlk ve Ortaokul eğitimimi Zonguldak Namık Kemal İlk Okulu ve T.E.D. Zonguldak Kolejinde tamamladıktan sonra lise eğitimime Kabataş Erkek Lisesinde yatılı olarak devam ettim. Daha sonra Tıp Fakültesi eğitimime Uludağ Üniversitesi’nde Bursa’da devam ettim. Tıp fakültesi öğrenciliğimin son yılında ilk şirketimizi üç ortak olarak kurduk. Sağlık ve Yaşam Sigortacılığı alanında faaliyet gösteren bu şirket ile 2 yıl Halk Yaşam Sigorta Acenteliği (Şimdi Yapı Kredi Yaşam Sigorta A.Ş.) yaptık. Bu şirketi fakülteden mezun olmam ve o dönemde tıp doktorlarına mecburi hizmet olması sebebiyle, şirketteki diğer ortaklarıma devir ettim. Mezuniyet sonrasında dört ay kadar süreyle, Ankara’da zorunlu hizmet kuralarına katıldığım dönemde, çeşitli özel polikliniklerde doktor olarak çalıştım. Bu dönem benim şimdi yapmakta olduğum işi şekillendiren en önemli dönemlerden birisi olarak hayatımda yer aldı. Gazete ilanları ile iş bulduğum bu özel kliniklerin tümünün sahibi hekimdi ve bu kuruluşlar son derece içe dönük yapıda, tutucu bir anlayışla, modern işletme yapısının sağlık kuruluşları temelindeki öneminin farkında olmadan yönetilmekteydiler. Bu dönemde doğduğum il olan Zonguldak İli’nin Devlet Hastanesi Acil Servisini 16 hekim arkadaşımın katıldığı mecburi hizmet kurasında üç kişiden biri olarak çektim. Mecburi hizmetimi yapmak üzere Sağlık Bakanlığı tarafından 1994 yılında Acil Servis Hekimi olarak Zonguldak Devlet Hastanesine atandım. Hastanede göreve başladığım ilk yıl benim için gözlem ve sektörle tanışma yılıydı. Hastanede pratisyen hekimler acil serviste görev yapmakta ve çok zor çalışma koşullarında 24 saat nöbet esasıyla çalıştırılmaktaydılar. Sağlık sistemi belirli saatler içerisinde kamu da ve belirli saatlerden sonra özel muayenehanelerde kamu da sunulan sağlık hizmetinin devamı niteliğinde bir yapıda ve sadece hekimler üzerine kurulmuştu. Bu anlayış sağlık hizmeti sunumunda ekip anlayışını dışlayan ve bireyselliği ön plana çıkaran , uzun vadede kişisel ve toplumsal fayda sağlamayacak yapıda bir hizmet anlayışı idi ve pratisyen hekim olarak bizlere bu yapıda yaşam şansı tanınmamaktaydı. Bu nedenle benimle aynı konumda çalışan arkadaşlarımın hemen tamamı Tıpta Uzmanlık Sınavına çalışarak Uzman hekimliği hedeflemekteydiler. Oysa tıp fakültesi yıllarımda yurt dışında yapmış olduğum stajlarda sistemin daha farklı işlediğini, Genel Pratisyenlik ve Aile Hekimliğini ön plana çıkaran anlayışı benimsemenin hizmet sunumunda maliyetleri azaltarak ülke ekonomisine katkıda bulunacağını, sağlık hizmeti sunumunda ağırlığın 1.basamak diye nitelendirilen bu basamakta olmasının, 2. ve 3. basamak hizmeti sunmakta olan Kamu ve Üniversite hastanelerinde yoğunluğu azaltacağını ve hizmet kalitesini artıracağını görmüştüm. Fakat hiçbir meslektaşım 1. Basamakta kalmayı hedeflemiyor, herkes 2. ve 3. basamakta uzman hekim olma hayalleri ile çalışıyordu. Bu durumu eşimle birlikte kendi lehimize bir avantaja çevirmeye karar verdik. Eğer biz, kimsenin çalışmayı düşünmediği, fakat geleceği parlak, önü açık olan bu alanda gerekli yatırımları yaparak çalışabilirsek o gün dezavantaj olarak görünen pratisyen hekimliği avantaj haline çevirebileceğimiz inancıyla eşimle birlikte küçük bir poliklinik kurmaya karar verdik. (Mevcut hükümetin bu gün sağlık alanında yapmış olduğu yeni yasal düzenlemeler bu kararımda ki haklılığımı doğrulamakta ve girişimcinin vizyon sahibi olmasının önemli bir özellik olduğuna iyi bir örnek oluşturmaktadır diye düşünüyorum.) Poliklinik yeri olarak Zonguldak’ın Gökçebey İlçesini seçtik. Bu ilçe şehir merkezine 40 km mesafede, merkez nüfusu 15000 civarında sadece 1 sağlık ocağı olan bir ilçeydi. Bu ilçeyi seçmemde ki en önemli etken ilçeden Devlet Hastanesi Acil Servise sevkli gelen, kolaylıkla tedavi edilebilecek hastaların sayısının çok fazla oluşuydu. İlçeyi gezdiğimizde; milenyuma 4 yıl kala 1996 senesinde, hinterlandıyla 35-40 bin nüfusun yaşadığı ilçede ne bir röntgen cihazı, ne bir laboratuar ne de 24 saat açık bir sağlık kuruluşu olmadığını gördük. Yeri belirledikten sonra kurmayı planladığımız sağlık kuruluşunun içinde temel filmlerin çekileceği küçük bir röntgen, acil cerrahi girişimlerin yapılacağı ekipman, belli başlı hayati tetkiklerin yapılacağı bir laboratuar olacak şekilde maliyetleri hesapladık. Artık sıra sermaye bulmaya gelmişti. O dönemde Halk Bankası’nın Genç Girişimci Kredisi adı altında verilen 1.000.000.000 TL kredisini aldık. (Tüm başlangıç sermayemiz bu kadardı.) Cihazların peşinatını ödeyerek 1996 yılının Haziran ayında faaliyete geçirdiğimiz poliklinikte İl Merkezine 40 km mesafede ki İlçede ilk Röntgen Filmini çeken hekimler olmayı ve Zonguldak ilinde ilk Polikliniği kurmayı başarmıştık. Bu İlçede faaliyetimiz sırasında ilk olmanın avantajlarını değil dezavantajlarını fazlaca yaşadık. Büyük güçlükler, bürokratik engellemeler, meslek odasına karşı kazanılan mahkemeler ile okul niteliğinde geçen 2 yıllık süre sonunda, işin nasıl kurulacağını öğrenmiştik ve ilgili makamlara da ilk olmamız nedeniyle, kanun ve yönetmeliklerin ne olduğunu ve pratikte nasıl uygulanacağını öğretmeyi başarmıştık. Daha sonra kurduğumuz bu polikliniği, beraber çalıştığımız bir hekim arkadaşımıza devrederek, büyüme hedefiyle, Şehir Merkezine daha yakın konumda Kilimli Beldesindeki Merkezi hayata geçirdik. İlk polikliniğin devamı niteliğinde ki daha gelişmiş yapıda ki bu 2.merkez ve sonra ki yıllar bize şu an sahip olduğumuz, daha ileri teknoloji ve insan gücü desteğine sahip 2. basamak sağlık hizmeti sunacak yapıda ki 3. Merkezi A Tıp Merkezini doğurdu. Ben bu süreçte Devlet Hastanesindeki görevimden 2000 yılında istifa ederek ayrıldım. Şu an A Tıp Merkezinde 70 kişinin üzerinde ki çalışma arkadaşlarımızla ilimizde Özel Sağlık Kurumu İşletmeciliğinde lider olmanın gururunu yaşamaktayız. Girişimci üretim faktörlerini bir araya getiren, yoktan var eden kişidir. Ben 12 yıllık bu serüvenimde işletme kitaplarında ki girişimci tanımları ve özelliklerinin tamamını pratik hayatta yaşadığıma inanıyorum. Proje yaptık, ileriyi gördük, risk aldık, çok çalıştık, inandık, umutsuzluğa kapılmadık, sabrettik ve başardık. Girişimcinin en önemli özelliklerinden birisi sabırlı olmasıdır. Çevresinden farklı olarak inandığı iş uğruna bıkmadan usanmadan çabalayarak sabırla hedefe ulaşmasıdır. Ben kendi girişimimle, kendi meslek grubumdan çok az kişinin destek verdiği ve gerçekleşeceğine inanamadığı bir işi Zonguldak’ta inançla gerçekleştirdim.Kendi meslek grubumdan destek görmenin aksine nasıl olmaz, nasıl yaptırmayız, nasıl engel oluruz davranışlarına yıllarca göğüs gerdim. Fakat çalışma ilkesi olarak, kanunlar ve yönetmelikler dışına çıkmadan, başarısızlığımızı isteyen ve bizi takip edenlere açık vermeden, bilimsel iş yapma prensiplerini benimsedik. Bu ilkeden de asla ödün vermedik. Artık birlikte çalıştığımız meslektaşlarımız ve diğer meslektaşlarımızın daha fazla desteğini ve halkımızın işe olan inancını hissetmekteyiz. Sağlık kurumlarının sahiplerinin genelde hekim olması nedeniyle, işletmeciliği yeterince bilmemelerinin, sağlık kuruluşlarının kurumsallaşmasında önemli bir engel oluşturduğunu gördüm ve eğitime bu nedenle önem verdim. Bu süreçte, Hacettepe Üniversitesi Finansal Araştırmalar Merkezi Stratejik Hastane Yöneticiliği Sertifika Programını (6 Hafta) ve Marmara Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Çağdaş Yönetim Teknikleri İhtisas Programını (1 yıl süreli Hafta sonu programı) Zonguldak tan her hafta sonu gitmek suretiyle başarıyla tamamladım.Zonguldak Karaelmas Üniversitesi İşletme Fakültesinde Yüksek Lisans Eğitimini tamamladım Bu eğitimlerde aldığım bilgileri bir laboratuar olarak kliniğin işletilmesi sürecine uygulama çabası içindeyim. Klinik yönetilirken artık Tıbbi ve İdari İşleri tamamen ayırdık. Ekibimizle birlikte A tıp Merkezinde şu an çoğulcu ve katılımcı modern yönetim anlayışını, kanıta dayalı tıp uygulamaları çerçevesinde birleştirmeyi hedeflemekteyiz. İnternet sayfamızda yer alacak bu yazıyı yazmaya çalışmak bile beni bundan sonra yapmayı düşündüğümüz yeni girişimler için motive etmeye yetti umarım iş arkadaşlarımın çoğu da aynı duygularla heyecanlanmıştır. Onlar olmadan başarmak çok zor, çünkü girişimcinin en önemli sermayesi ve yarattığı değer birlikte çalıştığı ekiptir diye düşünüyorum.. Bu heyecanı tüm ülkeye yaymanın, ulusal bir görev olduğuna, yeni girişimci ve yatırımcıları, yeni projelerle hizmet yarışı içine çekmenin önemine inancım sonsuzdur. Bu duygularla, tüm çalışanlarımıza, hizmet sunduğumuz hastalarımız, hekimlerimiz ve ilimiz insanlarına en içten dileklerimle saygılar sunuyorum. Dr. B.Vecdi Bayramoğlu Zonguldak A Tıp Merkezi Genel Müdür |


